Post-hırsızlık sendromu

Twitter'a yazdıktan sonra biraz değineyim istedim şu paranoya haline.

İstanbul'da yaşamak belli başına bir dert, sorunsuz bir yaşam sürmek ise bir sanat. İstanbul'a gelmeden önce beni en çok cüzdanımı çaldırmamam konusunda uyarmışlardı. 5 günlük yatılı bir öğrenci olduğum için, teyzem-dayım ikilisine giderken, servisten sonra 2 vasıta değiştirip bir şekilde halka karışıyordum. Edirne'ye gitmek için ise otobüs firmaları servislerini tam olarak bilmediğim için Esenler'e belediye otobüsüyle giderdim. Yorgun bir lise öğrencisi olarak otobüste insanın pek bir uykusu gelir. Benim de gözlerim dalar, iki dakika içinde hemen uyandırırım kendimi, ceplerimi kontrol ederim, yine uyurum. Çünkü bu memlekette insana güvenemiyorsun. Hele biraz toy gördü mü seni, kandırırlar valla adamı

Yaşar Bey anlatmıştı. Yatakhaneden iki çocuk - ki İstanbul'a yeni geliyorlar - Kadıköy'de dolaşırken, bir adam durduruyor bunları. "Kız kardeşimin resimlerini çekmişsiniz" diyor, çocukların telefonunu istiyor resimleri gösterin diye, çalmaya kalkıyor. Bu çok aşırı bir örnek olsa da kimse de "böyle bir şey olur mu ya İstanbul'da" demez.

Bir hırsızlık, gasp ve benzeri şeyler yaşamadığım İstanbul'da bu hırsızlık olayı geldikten sonra paranoya seviyem gittikçe arttı. İlk gece, bomboş bir evde sanki yine kapı açılacak ve hırsız gelecekmiş gibi oluyor. Apartman içindeki her bir adımda göz kapı deliğine gidiyor. Şimdi kapı değişti, alarm sistemi geldi ancak belirtiler gitmedi.

Kapı önünde durmadan anahtar çıkarmıyorum artık. Evde yalnız kaldığımı gören olmasın diye. Kapıcının hareketlerine bir değil üç kez daha dikkat ediyorum. Sokakta şüpheli bir yüz görünce dönüp bir daha bakıyorum, ve benzeri şeyler. Dün de yine bir tıkırtıyla uyandım. Yataktan çıkmadan sesleri dinlemeye çalıştım, bir şey duyamadım. Bir iki dakika sonra yine geldi. Bu sefer kalktım ve saate baktım. Saat daha 01:20 civarıydı ve uzun bir yazdan sonra yine kardeşimle yaşadığımı unutmuştum. Gönül rahatlığıyla yatağıma gittim.

"Abartıyorsun" diyebilirsiniz. Aslında bu konu üstünde hiç düşünmüyorum. Eskisi gibi kapıyı 4 kez kilitleyeyim, üst kilidi çevireyim diye takıntım da yok. Ama İstanbul bu, içini kemiriyor insanın, fark ettirmiyor da şerefsiz


Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.