Öğrenci hareketlerinde akademisyenin yeri

Memlekette uzanıp haberleri izlerken, sanki içime çekiçle vuruyorlar. Yine de izliyorum. Biber gazı, terör operasyonları, trafik kazaları ve benzerleri ekrandan düşmek bilmiyor. Hepsi hakkında tek tek düşünüyorum. Olmuyor, işin içinden çıkılmıyor.

Bir yanda hükümetin ve kuklalarının seslerini dinliyorum. Kaynağı olmayan haberler, bir takım sanrılar, ehlileştirme çabaları.

Bir yanda Genç Bakış aracılığı ile karşı tarafı dinliyorum. Aynı klişe sözler, AK Parti seçmenini anlamak yerine aptallıkla yaftalamalar, arkası dolmayan bir Atatürkçülük.

Beni sevindiren iki şey var sadece bu saçma sapan ama hep var olan bu kaosta:


Biri haberlerde görebildiğim öğrenciler. Temiz yüzlü ve sahibinin sesi olarak konuşan takım elbiseli iyi çocuklar değil bahsettiğim. ODTÜ'de, var olduğunu reddedemeyeceğimiz polis şiddetine ve buna verilen akıl almaz desteğe direnen öğrencilerden bahsediyorum. Diğer dönemdaşlarının tersine gündem ile ilgilenen, doğru ama yanlış bir çözüm önerisi sunabilen öğrencilerden. Halen ağızda aynı eski sloganlar, Çav Bella'lar olmasa ne de güzel olurdu.

Ama beni daha da sevindiren şey televizyon programlarında çok kibar bir dille, algılarını sadece iktidara göre ayarlayabilen kişilere, bir üniversitenin nasıl olmasını gerektiğini anlatan değerli akademisyenlerin varlığıydı. Öğrencilerin ders hakkı engellenmeden bir amfide sanat gösterilerinin yapılabileceğini, öğrencilerin her ne konuda olursa olsun iktidarı özgürce eleştirebileceğini anlattı. Onlarla beraber yürüyen eğitmenleri gördük haberlerde. Kolay olanı çoğu rektörün yaptığı gibi basmakalıp kınamaları imzalamaktı, yapmadılar. Ülkenin solu bin parça zaten. Büyük ihtimalle o protestocu öğrencilerle aynı partilere bile oy atmıyor olabilirler. Önemsemediler, eleştiri hakkını savundular ve bu desteği kanlı canlı gösterdiler.

Bu değerli insanların önünde sadece saygı ile eğilinir.

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.