Mazhar ve Fuat - Türküz Türkü Çağırırız

Mazhar Alanson ve Fuat Güner: 1960'lardan beri Türkiye'de kaliteli müzik yapmaya çalışan iki tane adam. Özkan Uğur ile beraber MFÖ adı altında 1980'ler Türkiye'sini sallamış, ondan önce ise kendilerini kabul ettirmek için yıllarca çabalamış bir ikili. Bu şöhrete ulaşma döneminde "Mazhar ve Fuat" olarak bir albüm çıkarıp, on yıl sonra "Ele Güne Karşı Yapayalnız"ı yayınlayana kadar nispeten sessiz kalmışlardı. 1973'te çıkan bu kayıp "Türküz Türkü Çağırırız" albümü, MFÖ şöhrete kavuştuktan sonra değere binmiş, orijinal kopyaları yüksek fiyatlardan el değiştirmeye başlamıştı. Bu sene "Türküz Türkü Çağırırız" plak formatında yeniden piyasaya sürüldü de benim de elime bir kopyası ulaştı (kardeşim sağolsun).

Şimdi 1960'ların sonlarına gidelim ve bakalım Mazhar Alanson ve Fuat Güner ikilisi o dönemlerde neler yapmışlar.




Mazhar ve Fuat derken?


MFÖ'nün tarihini merak edip okuyanlar, The Beatles'ın 1966'da yayınladığı Rubber Soul plağının Mazhar ve Fuat'ı nasıl bir araya getirdiğini bilirler. Hikayenin devamını dallayıp budaklandırarak da anlatmak vardı ama ben özet geçeyim. 1966'da tanışan Mazhar ve Fuat, folk müziğinde çalışmalar yapan Kaygısızlar grubunu kurdu ve kısa süre sonra güçlerini adını büyük kitlelere daha duyuramamış olan Barış Manço ile birleştirdi. Dönem, Manço'nun kendini bulma dönemiydi. Yeri geldi Psychedelic Rock yaptılar (Trip), yeri geldi türkülere can verdiler (Kağızman), yeri gelidi yurtdışına açılmak üzere şarkılar söylediler (Susanna). Ama en önemlisi, Barış Manço ilk Türkçe şarkı denemelerini de bu yıllarda yaptı. Alanson ve Güner'e ise şarkı yazımına katılmadan arka planda müzik yapmak kaldı.


1969'da Kaygısızlar, Manço'dan ayrılarak kendi işlerini yapmaya başladı. İlk plakları alışık oldukları rock/folk öğeler içerse de iki yıl sonra çıkardıkları en son plaklarında Karacaoğlan şiirleri besteleyip, Alanson'un türkü formatındaki şarkılarını kaydetmişlerdi. Grubun son demlerinde Mazhar ve Fuat, ikinci bas gitarist olarak Özkan Uğur'u almıştı ve yıllar sonra efsane olacak MFÖ ilk kez beraber çalmıştı. Ancak M,F ve Ö beraber bir stüdyo kaydında yer alamadan Kaygısızlar dağıldı. Mazhar ve Fuat, beraber çalışmalar yapmaya devam ederken - kaderin cilvesidir ki - bu sefer Özkan Uğur, Barış Manço ile çalışmaya karar verdi.


Yeni basım plak


Bu kısa tarihçeden sonra gelelim "Türküz Türkü Çağırırız"ın yeniden basımına. Türkçe rock müzik klasikleri bir süredir emek verilerek ya da gelişigüzel bir şekilde tekrardan plak formatında basılıyor. Bu işin çoğunu yabancı firmalar üstlenmiş durumda. Daha önce Katalan "Guerssen" firmasının yeniden bastığı Barış Manço ve Kurtalan Ekspres albümü "Yeni Bir Gün"ü satın almıştım. Adamlar uğraşmış, orijinal bir plaktan sesi ve plak kitapçığını olabilecek en iyi kalitede kopyalayıp albümü yeniden piyasaya sürmüşler. Bir de o dönemin Anadolu Rock'ını ve Manço'sunu yabancılara tanıtmak için ekstradan sayfa koymuşlar. Bunları neden mi anlatıyorum? Mazhar ve Fuat plağını Mart 2015'te yeniden piyasaya süren Alman plak şirketi Shadoks Music işin kolayına kaçmış ve albümün orijinal kitapçığını eklememiş. Plağın kapağı ve ses kalitesi oldukça iyi olsa da toplamda bir yavan bir durum söz konusu.


Şarkılar


Mazhar Alanson, bu albümü kaydederken o dönemlerde yavaş yavaş adını duyuran ve kısa bir süre için Kaygısızlar'da da çalan Fikret Kızılok'tan etkilendiğini söylemişti. Gerçekten de Türküz Türkü Çağırırız albümünün sözü de müziği de MFÖ'nün 1980'lerde yaptıkları eğlenceli sözlü pop rock / new wave albümlerden çok farklı. Şarkıların çoğu Anadolu folklöründen etkilenmiş. Ee, adı üstünde "Türküz Türkü Çağırırız!".

Albümdeki beş şarkı halk edebiyatından uyarlanmış şarkılar. Tıpkı dönemdaşları Fikret Kızılok ve Cem Karaca gibi, Mazhar ve Fuat da müzik yaparken sırtlarını halk ozanlarına dayamış. Yine dönemlaşları gibi bu geleneksel eserlerin sadece sözlerini kullanıp müziklerini baştan yaratmış. "Türküz Türkü Çağırırız" ve "Derdimi Dökersem Derin Dereye" Aşık Veysel'den, "Adımız Miskindir Bizim" ıse Yunus Emre'den uyarlama. Türküz Türkü Çağırırız kıpır kıpır bir açılış şarkısı. Sözleri ve müziği ile bütün albümün bir özeti denilebilir. Adımız Miskindir Bizim ise plağın B yüzünü açıyor. Albümün zirvelerinden biri. Özkan Uğur, o kadar iyi bas gitar çalmış ki sanki MFÖ'nün ilk adımları bu şarkının kaydı sırasında atılmış (ama gerçek öyle değil tabii ki). Zaten bu şarkıyı MFÖ olarak 1986'da tekrardan yorumladılar. Derdimi Dökersem Derin Dereye, Mazhar Alanson'un eski eşi Hale Alanson tarafından söylenmiş. İnsanın aklını başından alacak bir sesi yok belki ama kendisinin yorumu oldukça duru ve albümün sakinliğine yakışmış. Fuat Güner'in ekolu gitarı sound'u dikkat çekiyor. Hale Alanson'un vokalist olduğu bir diğer şarkı ise Türkmen Güzeli, Bu anonim türkü daha önce Moğollar tarafından "Kaleden Kaleye Şahin Uçurdum" ismiyle bambaşka bir besteyle kaydedilmişti. Türkmen Güzeli'nde beni asıl vuran şey Mazhar Alanson'un geri vokali. İlginçtir, Mazhar Alanson bu şarkıyı 2009-2010 gibi evinde akustik gitarıyla yorumlamış ve Twitter'a koymuştu. O zamanlar buna çok sevinmiş ama nedenini anlayamamıştım. Hala da anladığımı söyleyemem. Hekimoğlu ise bu albümün diğer anonim eseri ve orijinali bozulmadan kaydedilmiş tek türküsü. Hekimoğlu'nun derleyeninin Kadir İnanır olduğu söylenir. Mazhar Alanson'un da Kadir İnanır ile askerlik yaptığını hatırlıyorum. Bu şarkının albüme giriş hikayesinin de bu olduğunu düşünüyorum. Ancak benim içime işleyen bir yorum değil bu ve bana göre albümün en zayıf halkası.



Albümdeki iki tane şarkı edebiyat dünyasından uyarlanmış. Mevsimler Mazhar Alanson tarafından bestelenen bir İsmet Kür şiiri. Sonbaharı anarak başlayan şarkı oldukça depresif ilerliyor. Bunun nedeni sadece şarkının melodisi değil; şarkıya eklenen fırtına sesleri de insanı bu depresif moda sokuyor. Bu karanlık havada ilerleyen şarkının sözlerinde "Ne güzel şey mevsimler" demesi de güzel bir ironi. Sonuç olarak Alanson'un ilk ciddi şiir uyarlaması hedefi on ikiden vurmuş (ki kendisi ilerleyen yıllarda Cemal Süreya, Edip Cansever ve İsmet Özel gibi usta şairlerin şiirlerini başarıyla bestelemeye devam edecektir). Diğer şarkı ise Seviyorum Seni Canım. Bu şarkının sözlerini Füsun Demirer yazmış. Kendisinin kim olduğu hakkında pek bir bilgi yok ama Sherlock Holmes şapkamı takıp yaptığım ufak bir arama sonucu kendisinin 1970'lerde Ankara Konservatuarı'nda çalışmış bir oyuncu / yönetmen olduğunu buldum. Büyük ihtimalle Mazhar Alanson'un sınıf arkadaşı. Şarkının kafasının biraz karışık olduğunu düşünüyorum. Bir kadın sanatçı tarafından yazılan bu şarkı, erkek gözünden bir kız kaçırma isteğini anlatıyor. Bu kadar doğulu bir temaya rağmen şarkının girişi ise oldukça batılı ve melodik. Şarkının bestecisi ve vokalisti Fuat Güner. Bu şarkı sayesinde "Mazhar"ın damga vurduğu albümde "ve Fuat" etkisini bir miktar görebiliyoruz.


Albümdeki diğer dört şarkının söz ve müziği Mazhar Alanson'a ait. Bunlardan ilki Sür Efem Atını. "Seviyorum Seni Canım" ile sözleri oldukça benzeşiyor (at teması, kız kaçırma). Şarkının öne çıkan yeri ise vurucu melodisi. Gerçekten de dinleyene dört nala giden bir ata binmiş gibi hissettiriyor. Yabancı yorumculara göre albümün en iyi şarkısı. Athena'nın vokalisti Gökhan Özoğuz'dan övgü aldığını, Replikas'ın da bu şarkısı yeniden yorumladığını da eklemek lazım.



İkinci şarkı Nerde Hani. Yine kısa sözler ve etkileyici bir melodi. Özellikle büyük ihtimalle Fehiman Uğurdemir tarafından çalınan gitar melodisi muhteşem. Hep aynı sözler ve müziğin tekrar etmesi şarkıyı sıkıcı değil, hipnotik yapıyor. Alanson'un yüreği bu şarkının kıyıda köşede çürümesine el vermemiş olacak ki sanatçı 1998'de oynadığı Her Şey Çok Güzel filmi için bu şarkıyı yeni sözleri ve Sami Özer'in etkileyici sesiyle birlikte "Bu Ne Biçim Hikaye Böyle" adıyla yeniden yorumladı.



Üçüncü şarkı Upside Down. Bu şarkının Türküz Türkü Çağırırız adlı bir albümde yer alması biraz abes çünkü şarkı ne folklorik ne de Türkçe. Ancak şarkının albüme yakışmaması, şarkının güzelliğinden hiçbir şey alıp götürmemiş. Yine Mazhar Alanson'un sözlerini yazdığı "Artık Yeter" adlı Kaygısızlar eseri gibi bir isyan şarkısı bu. Hatta ve hatta, Alanson'un bugün iktidara yakınlığını ve reklam oyunculuğu sevdasını düşündükçe şarkı daha da ironik bir hale geliyor.


Son şarkı ise Güllerin İçinden. MFÖ denince akla ilk gelen ilk üç şarkıdan biri olan eserin ilk versiyon bu albümün kapanış şarkısı olarak yer alıyor. Sevdiğin bir yemeği başka bir tarifle yapıp yine çok beğenmek gibi bir şey. Erkan Oğur'un etkileyici solosu yok belki ama arka plana ustaca döşenmiş klavye melodisi ve şarkının verdiği sakinlik insanı alıp başka bir diyara götürmeye yetiyor.


Künye

Vokal, gitar: Mazhar Alanson
Vokal, gitar: Fuat Güner
Bas gitar: Özkan Uğur
Elektro gitar, bağlama: Fehiman Uğurdemir
Bateri: Mehmet Gözüpek
Akustik gitar: Ali Güçkan
Org: Vural Şahin
Yaylı sazlar, kemanlar: Mehmet Şenyaylar, Yılmaz Şenyaylar, İskender Şencemal
Viola: Mekin Çetinöz
Kadın vokal: Hale Alanson

Sonuç

Pikabınız var ve kaliteli Türkçe mzüik dinlemek istiyorsanız, uygun fiyata satılan bu plağı alın. "Ya MFÖ sevmiyorum ki ben" deseniz de alın, çünkü bu bambaşka bir şey. Pikabınız yoksa da YouTube'dan albümün tamamını bulabilirsiniz.

Peki Mazhar ve Fuat'a ne oluyor? Albüm biraz satıyor, Mazhar ve Fuat adlarını biraz duyuruyor ama o kadar. O dönem popüler olan "Haydi Bastır" şarkısını 45'lik yapıyorlar ama tutmuyor. Bir süre kadroyu büyütüp "İpucu Beşlisi" adı altında bir 45'lik yapıyorlar. Klipleri TRT'de yayınlanıyor. Ancak bu grup da tutmuyor ve bir süre Seyyal Taner'in arkasında çalıp dağılıyorlar. Mazhar Alanson ve Fuat Güner ayrı ayrı şarkılar yapıp, TRT'de zaman zaman kendilerini gösteriyorlar. 1970'lerin sonuna kadar Mazhar ve Fuat, beraber konser vermeye devam ediyor. 1980'de ise Özkan Uğur'u yanlarına alıp, yeni bir maceraya çıkıyorlar: "Mazhar Fuat Özkan".

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.